Uzun zamandır düşünüyorum böyle bir yazı yazsam mı, yazmasam mı diye. En sonunda dayanamadım.

Son günlerde baktım ki insanlar olarak o kadar çok şeyden şikayet ediyoruz ki, şikayet etmek için en ufak birşeyi dahi bahane edebiliyoruz.

Bu durum beni o kadar çok rahatsız ediyor ki, bu şekilde davranan insanları çevremden uzaklaştırmak, uzaklaştırabilmek için elimden gelen herşeyi yapıyorum. En yakınımlarım da buna dahil...

Bugün tekrar bu durum gözümün önüne geldi ve istemesemde bu durumda olan kişileri çevremden (yapsalar bile görmeyeceğim, görmek istemeyeceğim şekilde) uzaklaştırdım. Sonra düşündüm, hayat bana mı güzel? ya da bize mi?

Kısa bir deyişle...
Hayat, bütün sıkıntılara (azı-çoğu ne olursa olsun) sabır gösterene mi yoksa hemen hemen en ufak sıkıntılara dahi sabır göstermeden ortalığı velveleye veren, kendini sorunun odağı haline getiren, o sorunun ardına sığınan ve durumun düzelmesi için birşey yapmayan, çaba göstermeyene mi güzel.

Sabır dedik ya, şimdi bazılarımız düşünüyordur "oldu herşeye sabredelim, susalım oturalım, hiçbirşey demeyelim.". Bu sabretmenin anlamını bilmemekten ileri geliyor sanırım. "Sabretmek, katlanmak değil, sabretmek, mücadele etmektir."

Hemen hemen hepimiz ailemizin, dostlarımızın ve arkadaşlarımızın, hatta yeri geldiğinde hiç tanımadığımız birinin bile dertlerine ortak olmuş, çözüm bulmaya çalışmışızdır. Bilmek gerekir ki, tek taraflı çözümün ne karşıdaki insana ne de çözümü bulan kişiye faydası vardır. Çözüm bulandan çok, karşıdaki insanın çaba göstermesi ile işe yarayan birşeydir.

Ben biliyorum ki siz bu yazıyı okusanız bile yine en kolay olan yolu, çözümsüzlüğü seçecek, o sıkıntı ve dertlerin ardına sığınacak, yine en ufak bir şeyi dahi bahane ederek çözümsüzlük gömleğini üzerinizden hiç çıkarmayacaksınız...

İyisi mi, eğer olur da bu yolu seçerseniz "rica ediyorum" çevremden ve çevremdeki insanlardan uzak durun. Çözümsüzlüğünüz bizlerin hayatlarını etkilemesin!

[Günümüzden not]
Durum hala aynı.

Selametle...