Son doğaya kaçışımızın ardından uzun bir zaman geçti. Çetin yayla yollarının ardından Sülüklügöl’ün -en azından benim için yeni keşfedilmiş- sakin ortamında başladı maceramız.

Sülüklügöl'e yaklaşık 8-10 km önce, içinde yaşadığımız “yeni dünya” olan internet ile bağlarınız kopmaya başlıyor yavaş yavaş. Birkaç belirli nokta dışında hiçbir şekilde bağlantınız yok bu dünyaya. Belki biraz tanıdık gelmiştir? Şimdilerde bir parçamız olan akıllı telefon kısmının en azından “telefon” kısmı.

Bir zamanlar sadece belirli noktalarda kullanabildiğimiz, çoğu zaman sadece ihtiyaç halinde başına oturduğumuz şeyden bahsediyorum.

Konu çok fazla dağılmadan belirteyim, bu konuda araştırma yapan veya uzman biri olmadığım gibi, bir gezi bloggerı da değilim. Sadece bu gölün, doğada bulunmamın, işlerden uzaklaşmamın, teknoloji detoksuna bir nebze de olsa girmemin beni “bana” daha fazla yakınlaştırdığını ve aklımdaki bazı düşünceleri daha net görebildiğimi fark ettim. Bunlardan biraz bahsetmek istiyorum.

Amaç

İnsanın yürüdüğü yol ne olursa olsun, hem bu yolu, hem de kendisini tanıması gerektiğini düşünürüm hep. Aynı zamanda “amaç” dediğimiz o birincil şeyin kendisini. Bize çoğu zaman etrafı çok net olmasa da hedef çizdiren, attığımız adımları, uzunluğunu kısalığını belirleyen, ne kadar fedakarlık yapıp, ne kadarını kaldırabileceğimizi bize az çok hissettiren şeyden bahsediyorum.

İlk yola çıktığımızda aslında sözel olarak net hedefler koysak da, bazen aldığımız aksiyonlardaki eksiklerimizden, bazen hedefin tutarsızlığından, bazen de bizim elimizde olmayan nedenlerden dolayı, bu yayından çıkan ok çoğu zaman hedefi tam 12’den vurmaz.  Hedef noktasının sağına-soluna isabet eder veya hedef tahtasını hiç görmez bile.

Bu arada gerçekten ben kimim?

Kendini tanımak

Dünya nüfusuna oranla baktığımızda insanın öngörü yeteneği ileri olan bir canlı olmadığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Bunun -en azından büyük bir bölümünün- insanın kendini tanıma, sonrasında da çevresini tanımadaki eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Gerçekten kendimize “Güçlü ve zayıf yönlerim neler?” diye sorduğumuzda verdiğimiz cevaplar neler? Gerçekleri duymaya ne kadar hazırız? Duyduğumuz bu gerçekler karşısında kendimizi geliştirmeli veya değiştirmeli miyiz? Eğer evetse, bu değişim ve gelişime ne kadar açık, ne kadar hazırız?

Peki bu güçlü ve zayıf yönlerinizi başkaları tarafından duymaya ne kadar hazırsınız? Sinirden küplere mi binersiniz, yoksa bunu güzel bir eleştiri olarak kabul edip biraz önceki sorulara yine aynı kararlılık ve dürüstlükle cevap verir, gereken aksiyonları alır mısınız?

Peki bunları başkalarına söylemeye?

Kararlılık

Bir şeyi az da olsa sıklıkla gerçekleştirmek. Veya bir şeyi çok ve sıklıkla gerçekleştirmek de olabilir.  Burada asıl vurgulanmak istenen olay tam olarak süreklilik aslında.

Son zamanlarda “çok çalışmak” ve “efektif çalışmak” konusu sık sık gündeme geliyor. Bu olayın biraz insanın ne istediği ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Gerçekten ne istiyoruz? Eğer kriterimiz “başarı” ise soracağımız sorular farklı, “para” ise farklı, “ego tatmini” ise farklı olacaktır. Buraya ekstra kavramlar ekleyebiliriz ama ana noktayı anladığınızı düşünüyorum. Bu arada bu kavramların azlığı ve çokluğu ile de değişiyor yapmamız gerekenler.

Başarılı olarak tarihin sayfalarında yer almış, çağ açmış çağ kapatmış, bütün insanlığın geleceğine bir şekilde ışık tutmuş insanların geçmişine, izlediği yollara bakarsanız, hepsinin ortak, temel bir özelliğini göreceksiniz, “çok çalışmak”. Aksini henüz görmedim. Bunu o kararlığın bir parçası olarak düşünün.

Batarken ardından tepelerin...

Uzun zaman oldu blog yazmayalı.

İşin özü;

  • Amacınızı iyi belirleyin
  • Kendinizi tanıyın
  • Yaptığınız işte kararlı olun
  • Hatalardan ders almayı öğrenin

Özellikle şunu belirtmek isterim; hatalardan ders almak o hatayı bir daha tekrarlamayarak değil, farkında olmak ve hatalardaki davranışsal bozuklukları düzeltmekle olur. Emin olun farkında olmadığınız ve düzeltmediğiniz o davranışlar, kendinize veya bir başkasına ne kadar söz verseniz de tekrarlanacak ve sizi kısır bir döngüye sokacaktır.

Amacınız her zaman döngüden çıkmak olsun...

Selametle.