Okura not;
"Almış olduğum notları olduğu gibi paylaşıyorum."

Saatlerin ileri geri alınma olayı ile alakalı bir telaş yaşamış olsak da... Kahvaltımızı yapıp hava alanına doğru yola çıktık. İlk başta biraz kalabalık gibi görünen boğaz köprüsü trafiği yerini sakin, akan bir trafiğe bıraktı...

Mecidiyeköye geldiğimizde ise trafik daha da açıldı ve kolay bir şekilde hava alanına vardık...

Annem, kardeşlerim...

İyi ki varlar...

Heyecandan ölecek olduğum bir kaç durumdan biri olabilecekken heyecansız başladım aslında günüme... Sonra bir emir geldi ki... "Heyecanlanacaksın" hele ki heyecanlanma... İyi ki var...

Aracı park etmemiz, içeri girmemiz, dolar alımı vs felan derken vakit geçiyormuş hızlıca... Gidip check in işlemlerimi de hallettikten sonra henüz tam doyuramamış olduğumuz midemizi doyuracak, çok fazla da cep yakmayacak bir yer bulduk kendimize...

Biraz muhabbet, gülüşmeler...

Hava alanı kalabalıktı. Aynı zamanda uçağa gireceğimiz sıra da :)

Amerika vatandaşları sıra ve kalabalıktan şikayet ediyorlardı.

Dedim biz İstanbul'da yaşıyoruz :) İstanbul kalabalık ve yoğun bir şehir.

Uçağa girene kadar insanlar ile sohbet etme imkanım oldu. Ben muhabbeti başlatmamış olmama rağmen birkaç konuşma gerçekleşti :) En güzeli de arkamdaki evli çift ile olan muhabbetti. Lucas isimli 4 yaşında bir erkek çocukları var. Bıcır bıcır etrafta dolanıyor :) San Francisco da yaşıyorlarmış. Bana San Francisco'da gezilecek çok yer var dediler. Bir de Balıkçıların balıkları çok lezzetli imiş :) Muhakkak denemeliymişim. [Deneyemedim]

Uçak büyük. En azından bindiğim diğer uçaklardan gerçekten büyük.

Koltuk önlerinde tasarımı gayet hoş, Android işletim sistemine sahip bir tablet pc duruyor.

Çok iyi niyetler ile kullanmaya başlamış olduğum "bu sefer iyi birşey çıkacak galiba" dediğim sırada PDF Reader'ın çalışmadığını anlamam ile birden değişti :) Ama olsun şimdiye kadar gayet güzel. Telefonumdan okurum ben de kitabımı... O da olmadı yanımda 3 tane başarılı kitap var :) Saman kağıt candır...

Saat 1:58 PM

Sonunda uçak kalkabildi. Uzun bir yolculuk gibi görünüyor.

Saat 2:35 PM

İçecek servisi, yemekler vs güzel. Birazcık tuzsuz ama :) İstediğimiz zaman kalkıp sandviç alabileceğimiz bir büfe var. Tabi içecek de...

Bilgisayarımı açıp çalışmak namına birşeyler yapmaya başladım...

Bazen çokça sıkılsam da, iş bizim işimiz ^^

Sanıyorum 3 defa yemek servisine maruz kaldık :P

1 buçuk saat kadar uyudum.

Küçük Prens'i okumaya başladım bu arada. Daha en başından çok sevdim. Notlar almaya başladım.

Yarım saat içinde San Francisco ya inmiş olacağız...

Saat 02:58 AM

San Francisco ya şimdi indik. Fakat hala uçağın içindeyiz.

Saat 03:22 AM

Uçakta bir sürü Hintli var :) Bir aile ile muhabbet etmiş olduk. Aynı zamanda bir de İsrail'li bi yazılımcı ile tanışmış oldum.

Şimdi uçaktan inmeye başladık.

Saat 03:35 AM

Şimdi Pasaport Kontrol sırasındayız...

Saat 03:51 AM

Diğer uçağa geçiş için ayrıldığımda güvenlikten geçerken güvenlik bana "Wow, you are from Turkey." dedi. Bende "Yes, I am." dedim :) "Do you know soccer player very famous soccer player in Turkey, What was the name of him... Hmmm. Yilhan" dedi. Bende dedim "Yilhan? Oooo İlhan, İlhan Mansız.", "Yes, yes, you looks like him with your hair." dedi :) "Thank you" dedim güldüm :) İnşallah iltifattır :)

Bu arada herkes çok güler yüzlü. İnsanların yüzüne geçerken yanlışlık ile baksam bile hemen gülümsüyorlar. Sağolsunlar :) Bu özellikleri hoşuma gitti.

Aynı zamanda sıradaki bir ablamız ona öncelik tanıdığım için çok centilmen olduğumu söledi :P Sonrasında da ekledi. Bugünlerde centilmen insanlara rastlamak çok güç oluyor. ^^ Gülümsedim.

Huh. Sonrasına Neresinden başlasam. Alaska Airlines ile Seattle uçuşunu gerçekleştirmek için gereken Check-in işlemini bagajım olmadığı için kioskdan gerçekleştirdim.

Fakat gel gör ki çantalarımdan birini bagaj saydılar ve izin vermediler :) Vermek istemesem de ... aldılar :) Sonra ne mi oldu? Bagajımı kaybettiler :P

Ne desem bilemedim. Shame on Alaska Airlines!

Artık US zaman diliminde olduğumuz için onlarınkine geçelim...

Saat 12:10 Hyatt oteldeki odamıza çıktık.

Sıkılıyorum :)

Uykum gelmiyor...