Seminerin 2. günü.

Bize göre orta belki de onlara göre çok güzel bir kahvaltı ile başladık güne... İlk gün bahsetmedim. Helâl - Haram durumlarına gücüm yettiğince dikkat etmeye çalıştım. İnşallah da başarılı olmuşumdur.

Hal öyle olunca sabah kahvaltısında et ve benzeri şeylerden uzak durdum. Yumurtayı görünce en çoğundan doldurdum tabağa. Kahvaltı kültürleri bana göre çok enteresan. Kahvaltıda tatlı şeyler ağırlıklı görebiliyorsunuz. Muffin ler çilekli kekler vs görmek çokça mümkün. Bir de patates aldım güya bize en yakın diye ama patates şekerli çıktı... O kadar abartıyorlar yani... Fakat tat.... Neyse söylemeyeyim siz anlayın... Yumurta enfesti ama. Tuz bulamadım bu arada... Az kalsın unutuyordum. Ve bolca meyve... Ve bu meyveler cidden taze ve çok leziz. Meyve seven de bir insan olduğum için ondan da aldım haliyle. Bir şekilde karnımı doyurdum aç kalmadım çok şükür. Zaten aç kalsaydım kızarlardı bana.

Kahvaltıyı bu kadar uzatmam dan yemeği çok sevdiğimi anlamışsınızdır.

Kahvaltıdan sonraki oturumlarda yine sağolsun buradaki Microsoft ekibi bolca bilgi bombardımanına tuttu. Konuya gerçekten çok hakim olmalılar ki anlatımda verdikleri örneklerde çok iyiler.

Güzel oturumların ardından öğle yemeğinden hükümetin satın alımlarından ilgilenen bir firmadan gelen (hükümete bağlı) bir zenci (ırkçılık yok kendilerini çok severim) bir de asia lı görünümlü bir abimiz ile tanıştık. Abi dediysem de benim yaşlarımda... Onlarla bolca muhabbet ettik. Gayet güzel bir kaynaşmaydı. Yoksa bu muhabbeti sabah mı yapmıştık? Emin olamadım :)

Aynı zamanda yine gün içerisinde Filistinli, Mısır da büyümüş 20 yıldır da Amerika da yaşayan bir abimiz ile tanıştık. 2 evlilik yapmış bu abimizin ilk eşinden bir çocuğu, ikinci eşinden de 2 çocuğu var. Evli. Müslüman bir abimiz. Yaş olarak ve yaşamışlık olarak bizden bayağı tecrübeli olan bu abimizden epeyi birşeyler öğrendik doğrusu. Sağolsun.

Belki başka bir günlük konusunda değinirim bunlara.

Neyse bir şekilde akşam ettik. Bu ikinci günün akşamının bir özelliği var... O da Space Needle. (meraklıları hemen google lasın) 184 metre kadar yüksekliğinde olan bu binanın tepesinde bir restoran var. Bizi oraya yemeğe götürdüler.

Yemek öncesi Thomas isminde temiz görünümlü Alman bir abimiz ile tanışıp güzel muhabbetler ettik. Sanıyorum ki bizim masa akşamın en komik insanlarını ağırlıyordu. Yemeğin başından sonuna ilk tanışma anından başlayarak bolca kahkahalı bir yemekti. Bazen konuşulan konular müslüman bir Türk ailesine göre müstehcene çalan konulardı. Rahatsızlık duydum biraz. Değiniyor olmamın sebebi ise müstehcen konuları muhabbet içinde kullanmaktan rahatsızlık duymamaları.

Yemeği özetleyecek olursak bol lezzetli bol kahkahalı ve gerçekten güzeldi.

Yemek sonrası da masadaki başrolü oynatan abimiz ile şakalaşmaktan da geri durmadım ve akşamı böylelikle sonlandırmış olduk.

Sonrasını söylememe gerek yok sanırım pestilim çıkmış bir şekilde yatağa gömüldüm. :)